Lazer Epilasyonun Tarihi

LASER, “Light Amplification by the Stimulated Emission of Radiation” tanımın da yer alan sözcüklerin ilk harflerinden oluşmuş bir kısaltmadır. Türkçeye ışınların uyarılmasıyla elde edilen güçlendirilmiş ışık demeti şeklinde çevrilebilir. 1917 de fotonlar ve stimule emisyon kavramları ile fotoelektrik etkilerini araştıran çalışmaları ile Nobel ödülünü kazanan Einstein, lazerin babası olarak kabul edilebilir.1957 de Amerikan fizikçi Gordon Gould tarafından bulunan lazer, 3 yıl sonra Theodore Maiman tarafından iş levsel bir modele çevrildi. O günden beride tıbbi ve estetik uygulamaların çoğun da bir köşe taşı olarak kabul edildi.

Lazerin tıbbi kullanıma sunulmasından çok kısa bir süre sonra, 1960 ların başında Dr. Leon Goldman istenmeyen tüylerin lazerle giderilmesi konusunda araştırmalara başladı. Fakat bu işlemin çevre deri dokusuna zarar vermeden gerçekleştirilebilmesi için gerekli teknolojiye neredeyse 30 yıl sonra ulaşılabildi.

Lazer teknolojisinin fiziği oldukça basittir. Bir atomda çekirdeği çevreleyen yörüngedeki elektronların farklı enerjilere sahip olmasına bağlıdır. Bir atom, bir enerji fotonu absorbladığın da bir ve ya da ha çok elektron daha yüksek ve unstabil enerji kazanır. Elektronların tekrar stabil durumlarına dönebilmeleri için, bu atom bu fotonu derhal salar. Lazer sistemlerinde normalden çok fazla atom bu anstabil, yüksek enerjili pozisyondadır. Bu da amplifikasyonu başlatır.

Lazer ışığının 3 karakteristiği, monokromatik, coherent, “collimated” (paralel ışık dalgaları halinde) oluşudur. Bütün lazerlerin primer komponentleri, ortam, optik boşluk, enerji kaynağı ve fibroelektrik veya eklemli aynalardan oluşan iletim sistemi olmak üzere 4 adettir. Lazerler genellikle aktif ortamlarına göre adlandırılırlar. Bu çerçevede katı (örn. Ruby), sıvı (dye), ve gaz (örn. co2) olmak üzere 3 ana gruba ayrılırlar. Epilasyonda kullanılan bütün lazerler katı grubuna dahildir.


İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri

Adolesan Sağlığı

Sempozyum Dizisi No: 43 • Mart 2005; s. 179-182

Uzm. Dr. Gülnur Aba

0 yorum: